20 Eylül 2014 Cumartesi

karın altından

kara adını yazdı. parmaksız, beyaz eldivenleri vardı. parmaklarının ucunda hissettiği ıslak soğuk ürpertti onu. karın altından karşısına çıkan toprak değil.

parmaklarını ağzına götürüyor. sanki tadından ne olduğunu anlayabilecekmiş gibi. soğuk sıcak dilinin üzerinde buharlaşıyor. soğuk sıcak gibi yakıyor.

karın altından toprak çıkacaktı. onun yerine şah damarında bir gerginlik hissetti. dağılacakmış gibi geldi. unufak olup kar gibi yağacak. patlayacak. içinden bedenine yayılan sıcaklık dışarıdaki soğuğu unutturdu ona.

karın altından cam parlıyordu. ötesinde kendi yüzünü gördü. tanıyamadı kendini. burnu kızarmıştı, sandığından daha genç duruyordu, bir tutam saç beresinden çıkmış, yüzünün önüne düşüyordu, endişeliydi, gözleri kapkaraydı, sanki bir yükü ardında bırakmıştı. anladı, ifade edemedi ne hissettiğini.

her şey çok, çok kolaydı. bu da, dedi, benim bu bedendeki deneyimim.