19 Kasım 2013 Salı

amigdala blues

kokular ve tatların amigdala bölgesini uyardığını ve taaa eskilerden, hep eskilerden birilerini, bazı olayları bize hatırlattığını biliyoruz. işin ilginci, bu olayları hatırlarken ışık hızıyla aşık atacak şekilde bir "his" karşılıyor insanı. yani o insanın, o olayın, o nesnenin uyandırdığı his. bu garip his nereden geldi, ne ki bu, derken keşif süreci başlıyor. şu insanlayken, aa şu olayda şöyle hissetmiştim diyor insan ve en sonunda hissinin nesnesine ulaşıyor. bu sürecin bu sırayla işliyor olması şaşırtıyor beni. sanki bir anda ortalık dağılıyor da toparlamaya çalışıyor kişi. o his öyle kontrolsüz geliyor ki, en derinden sanki, gündelik hayatın akışına ters, gün içerisinde gerçekleştirdiğin eylemlerin ortasında bir kara delik. niye ben buradayım, niye bunu yapıyorum, sorularıyla da yakın arkadaş.

müzik de benzer işleve sahip ama daha yavaş, daha konvansiyonel yollar ve sekansla hatırlatıyor insana. bir müziği duyduğunda hisle düşünce birbiriyle yarışa giriyor, bazen biri kazanıyor, bazen öbürü.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder