kokular ve tatların amigdala bölgesini uyardığını ve taaa eskilerden,
hep eskilerden birilerini, bazı olayları bize hatırlattığını biliyoruz.
işin ilginci, bu olayları hatırlarken ışık hızıyla aşık atacak şekilde
bir "his" karşılıyor insanı. yani o insanın, o olayın, o nesnenin
uyandırdığı his. bu garip his nereden geldi, ne ki bu, derken keşif
süreci başlıyor. şu insanlayken, aa şu olayda şöyle hissetmiştim diyor
insan ve en sonunda hissinin nesnesine ulaşıyor. bu sürecin bu sırayla
işliyor olması şaşırtıyor beni. sanki bir anda ortalık dağılıyor da
toparlamaya çalışıyor kişi. o his öyle kontrolsüz geliyor ki, en
derinden sanki, gündelik hayatın akışına ters, gün içerisinde
gerçekleştirdiğin eylemlerin ortasında bir kara delik. niye ben
buradayım, niye bunu yapıyorum, sorularıyla da yakın arkadaş.
müzik de benzer işleve sahip ama daha yavaş, daha konvansiyonel yollar
ve sekansla hatırlatıyor insana. bir müziği duyduğunda hisle düşünce
birbiriyle yarışa giriyor, bazen biri kazanıyor, bazen öbürü.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder