güneşle aydınlandığında keskin hatların gözünü aldığı bu yerde bu devamlılık, bu
döngü nereden geliyor diye soruyorsun kendine. griler ve siyahlar
mesela. sarıya, sıcak olana yer yok. loop. metalin üzerinde zeytinyağı.
zeytinyağının üzerinde parmaklarını gezdiriyorsun. göğsünde nahoş bir
his.
sonra yıldızsız bir gecedesin. etraf ışıksız. neye bastığının farkında
değilsin. ıslak bir yüzeyde çıplak ayak yürüyorsun. mesela bu da karanlık.
organikle organik olmayanın tuhaf karşılaşması. soğukluk.
soğuklukla çevrelenmek, ona kendini bırakmak, sana yaşadığını mı
hissettiriyor acaba? mutlak yaşamsızlık. yargısız, yalnızca imgelerden
oluşan bir dünya.
ve doğa diye kenara ayırdığınla insan yapımı olanın aynı sönüklük ve yaşam yokluğunda birleşmesi. gri dalgalar, kurumuş ağaçlar, terkedilmiş araçlar. bu da karanlık. bir otoban. bu da karanlık.
insanın kendi imgesine duyduğu aşkın gücünün tükendiği yer. hiçbir yerde yansımasını göremediği, dünyada açılmış bir uzay. korku: ölünün aslında ölmemiş olabileceği ihtimali. inlemeler, çatırtılar, tıkırtılar. karanlıkta çıkan her ses gaipten gelir.
kalbi olan dinlemesin:
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder